Ehli Vicdan Sahipleri

Alemleri dua ve doğruluk üzerine bina eden Allah(cc) mülkünde ortakcı kabul etmez „insanların sınırlı iradesine bağlı“ yaratmış olduğu bütün olaylar islam üzerinden iki kurala bağlı gelişir.

İnsanların din ve vicdan hürriyeti yasalar ile güvence altına alınmış‘… ancak, dünyaları için islamı yırtıp tahrip edenlere, „dinin tahribine bağlı vicdani duyarlılığın yitirilmesi ile zulmün gelenekselleşip rahmet ve bereketin kalkması sosyal ve iktisadi yapının bozulması sonucu küresel ısınma ile ‘dünyanın kenarlarından yırtılıp‘ iklimin değişmesine zemin hazırladığı için“, yasal musamaha gösterilmez.

Yıl 27.01.1995 Eisenstadt Hapsane‘ye vekalet almak için görüşüme gelen Osman „Türkiye’de duymuşlar herkes bayram ediyor“ sen içerde hazırlanacakmışsın nasıl olacaksa, bizde bütün guruplardan çetrefelli/pislik adamları etrafımıza toparlıyoruz; yakında sana iki kitap gelecek ondan sonra bizde kesin tavır alacağız; dedi.

Gelen Kitap’ın birisi Kutup ama içeriği boş, ikinci kitap (İmam Rabbani takma isimli) Ahmed Sirhind,‘nin yazdığı, Mektupat‘ idi.

Mektupat’da yazılan mektupların birinde yazıyor; şeytanı yardımcı olan komutanın yapamayacğı yoktur‘… bir başka mektup’da yazıyor, İmamı Rabbani‘nin oğluna, hocası pazardan şüpheli yedirirmiş çocuğu yumuşatmak için. Ben o zaman Rabbani‘nin Mektubat Kitap’ını tahrip etmişler sandım; Mektupatı kabullenmedim. Kutup, kitapının içeriği’de boş, idi‘… şeytanı yardımcı edinsem (bu mümkün değil Ehl’i Beyt evlatları kabullenmez) çocukların şüpheli yemesini kabul etsem (oda mümkün değil) şeytan yaklaşıp haram ve şüpheli yedirip itikadı bozup amelleri zayıflatıp ‘alıp‘ Tutuklu bulunduğum davadaki suçu kabullendirip mahkemeler üzerinden yardımcılarının açığa çıkmasını önleyecekti‘…

Mektupatı kabullenmeyip şeytan’da yaklaşamayınca Osman ve karısı etrafına topladığı adamları ile içerde bana dışarda Çocuklarıma eziyet etmeye başlamış‘… vermiş olduğum mücadeleyi dışardan takip edenler’den Avukat tarih, 20. 09. 1995 Mahkemede Hakim Alfred Ellinger’e efendim Bayazit’ın dosyasını diğer insanlardan ayıralım, dedi‘…

Yani, Bayazit onları kabullenmedi onlarda Bayazit‘ın  çocukları ve ailesine eziyet ediyorlar; demek istedi.

-    Bu hali gören ve dinleyen Hakim Alfret Ellinger tercüman Nermin Dürdane’ye sordu; bak kafasına önünde ışık görüyormusun, dedi; Tercüman evet dedi‘… bu arada şeytan yaklaştı üfürdü; Hakim kalbini dönderdi yüzünü buruşturdu dilinin ucu ile tüf, diye tükürdü‘… O zaman burda kalıyor, dedi;

yani, Peygamberler zamanındaki olaylar devamlı aynı amaç için değişik usuller ile tekrarlanır;

Bayazit bunları kabullenmedi, bir daha bir „Sıffın (savaş) olayı“ tekrarlanmayacak „Kur’an ile aldatamayacaklar“ „bu defa soysuz münafıklar mahkemeler üzerinden imha edilecek‘… bu sefer yardımcılarını kurtaramayacaksın -dercesine- yüzünü buruşturup kalbini dönderip tüf, diye şeytana tükürdü‘… Mahkemeler için, Davut aleyhisselamın sapan taşı gib taşlara zemin hazırladı. Hacı Bayazıt

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.7

Avrupa Âlimler Birliği Başkanı: Ümmetin en büyük iki musibeti ırkçılık ve mezhepçiliktir

Avrupa Âlimler Birliği Başkanı Molla Abdulkadir Aydın, Ümmetin iki büyük musibetle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, bunlardan birisinin ırkçılık bir diğerinin ise mezhepçilik taassubu olduğunu söyledi.

İslam ümmetinin içinde bulunduğu en büyük sorunların başında Âlimlerin ve Müslüman yöneticilerin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirememelerinin bir sonucu olarak İslam ümmetini parçalayan fitneler olduğuna dikkat çeken Âlimler Birliği Başkanı Molla Abdulkadir Aydın, Âlimlerin sorumlulukları hususunda önemli uyarılarda bulundu.

Günümüzde Müslümanların yaşadıkları en büyük problemlerin başında ırkçılık ve mezhepçilik taassubunun geldiğini belirten Molla Aydın, ilim adamlarının sorumluluğu çok büyük olduğunu söyledi.

Molla Aydın, “Ulema mesuliyetlerini idrak ederek toplumların içerisinde fonksiyonlarını, mesuliyetlerini yerine getirmelidirler. Allah (cc) bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını bizlere söylüyor. Onun için ümmetin içinde bulunduğu bu sıkıntılardan kurtulmaları için çare ilim adamlarıdır âlimlerdir.” diyerek Âlimlerin görev ve sorumluluklarını hatırlattı.

Âlimlere büyük sorumluluklar düşüyor. Ümmetin varisleri olan âlimlerin bu halkların tek kurtuluş reçeteleri olduğunu söyleyen Molla Aydın, mesuliyetini idrak eden ilim adamlarına seslenmek istediklerini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne olur kendimize gelelim, sorumluluğumuzu idrak edelim ve ümmetin hatta dünya insanlığının sorumluluğunu düşünerek mesuliyetin bize ait olduğunu bilelim. Allah’ın bu sorumluluğu ilim adamlarına yüklediğini unutmayalım. Bu noktada Allah (cc) bizlere büyük sorumluluklar yüklemektedir.”

Yaşanan büyük bir fitnenin sonucunda bu gün kendisine Müslüman diyen insanların gözlerini kırpmadan bir birlerini katledecek kadar cüretkâr davranmalarının, Müslümanların en büyük üzüntüsü ve elemi olması gerektiğini belirten Mola Aydın, “Camileri tahrip ediliyor, camilerde İslam adına Müslümanlar katlediliyor. Bunları yapanlar bunu ne adına yapıyor? anlamış değilim. Hâlbuki Allah (cc) bir insanı suçsuz yere öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi olduğunu bize bildirmiyor mu?” şeklinde konuştu.

Bu sorunların çözümünü acaba kim gerçekleştirecek. Ey ilim adamları ey Alimler bu sorumluluk size aittir. Bu sorumluluk İslam ümmetinin önderlerine aittir. Bu sorumluluk İslam coğrafyalarındaki İslam ülkelerindeki şeyhlere alimlere aittir. Bu mesuliyeti idrak ederek bu sorumluluğun altına sizlerde bizlerde eliminiz koyalım. Allah (cc) ayette işaret ettiği üzere ilim adamlarına sorumluluk düşmektedir. Sessizliğimizi bir nebzede olsa ortadan kaldıralım mesajlarımızı sunalım. Şükürler olsun ki, imkanlar çoğalmıştır, teknik teknoloji çoğalmıştır, basın yayın çoğalmıştır.

Ümmetin sorunlarına çözüm üretilmeli. Âlimler  ve Müslüman idarecilere seslenerek, İslam coğrafyasına yaşanan sorunlara bir çözüm üretilmesinin elzem olduğunu ifade eden Molla Abdulkadir Aydın, Hz. Peygamberin ifade ettiği husus olan iki sınıf insana, Ulema ve Umeraya (Yönetici) değinerek, bu durumun İslam coğrafyasına bu gün artık ehemmiyet arz ettiğini ve bu iki sınıfın düzelmesi durumunda toplumun düzeleceğini dile getirdi.

“En faziletli Cihad zalimin karşısında hakkı haykırmaktır” Âlimlerin peygamberlerin varisleri olmaları hasebiyle zalimlerin karşısında susmalarının kabul edilemez olduğunu ve günümüz için de en büyük mücadele ve en faziletli Cihadın hakkı haykırma olduğunu söyleyen Molla Aydın, “ Bizim mesuliyetimiz çok büyüktür. İslam ümmetinin içinde düştüğü bu katliamlardan ve bu çilelerden kurtulma yolunu ve çözüm noktalarını âlimler ümmete sunmaları gerekir. Bir yerde bir sorun varsa, o sorunun çözümünde görevli olan kişi o işin ehli olan kişilerdir. Bu görevde tabiî ki idarecilerden de önce âlimlere düşmektedir. Âlimler hakkı söyleyecek, hakkın yanında yer alacaklardı.” dedi.

Ümmetin en büyük iki musibeti, Irkçılık ve Mezhepçilik. İslam ümmetinin şu an iki büyük musibetle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Aydın, “Şu an iki büyük musibetle karşı karşıyayız, birisi ırkçılık tehlikesi bir diğeri ise mezhepçilik tehlikesidir. Oysaki, İslam düşmanları Müslümanlara saldırırken ne ırka ne de mezhebe bakıyor. Onların hedef aldığı tek şey İslam ve Müslümanlar. Onlar kendi saraylarında otururken, Müslüman halkın kanı dökülüyor. Camiler de Müslüman kanı dökülüyor. Ümmetin bu sorununun mutlaka çözülmesi lazım. Bu halin muhakkak değişmesi gerekir.” dedi. İlka 14.07.2015

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.8

Allah'ın selamı rahmeti alemlerin emniyeti islamın beli ve omurgası maneviyatın merhamet ve marifet kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesi ile masum ve mazlumların üzerine oılsun!

Ehli vicadan sahipleri bu alemde bütün olaylar İslam üzerinden iki kurala bağlı gelişir… 28. Şubat 1997‘de islamın en büyük düşmanı “islamı siyasallaştırıp içini boşaltan“ ‘siyasal islamcıların‘ Türkiye uzantısı Milli Görüş‘ün Hükümet'den uzaklaştırılmasını kabullenemeyen ABD, Milenyum, İstanbulu İşgal Tatbikatı Yaptı. İstanbulu işgal tatbikatı yapan ABD çok geçmeden her kim “Allah’ın dinini tahrip eder, tahrip edene yardım eder ise, Allah(cc) onları bilmediği yerden ateşine sürükler hükmünce“, ekenomik girize girip dükkanı kapatıp yüz binlerce insanını işden çıkardı ücretsiz izine ayırdı‘… ama buna rağmen Ülkedeki işbirlikcileri üzerinden İstanbulu siyasi ve iktisaden işgal etti. Nihayet, Allah'ın izni ile Ekrem İmamoğlu partisi ve ittifakları ile ‘ikinci defa‘ işgali sonlandırıp İstanbulu feth eyledi. „Şimdi dünya ve abd basını“ diyorki, İstanbul Belediyesi'nde Hak Hukuk Kural tanımaz, bir parti etrafında Oligarklar oluşup Halkın Hakkını yağmalamışlar!

Ehli Vicdan Sahipleri bir Ülke veya Belde Feth edileceği vakit O Ülke ve Beldenin idarecileri işgal gücüne dönüşmüş olur; işgalin berterafı için ‘O Belde ve Ülkeyi Feth edecek mücadele ekibi‘de Maneviyat ve Adalet burcun'da olur‘, böylece Allah(cc) işgal altında kalmış beldenin feth'ini, Maneviyat ve Adalet burcundaki ‘ekip ordu oluşuma‘ nasip ederek, onları şereflendirir.

Selam olsun; İstanbul, Ankara ve birçok beldenin işgalallerini sonlandıran Allah'ın arslanları ve ekibinie! İnşAllah, Ülkede ‘dine son derece saygılı dinin istismar ve tahribine son derece karşı‘, Küvvetler ayrılığına tam bağlı bağımsız kurumlar üzerinde Devlet yeniden inşa edilir; Hak hukuk ve liyakatı rehber edinmiş, ülkenin bütün ihtiyacını karşılıyabilecek üretime dayalı manen fikren ve zahiren -direniş ekenomisine sahip- tam Sosyal Demokrat bir hükümet kurulur Ülke ve Bölge üzerinde insanların yüreğini ısıtıan rahmet ve bereket rüzgarları oluşur. hacı bayazıt 22.04.2019

Akıl sahipleri; AKP eli ile YSK üzerinden 31 Mart İBB Seçim sonucu ile seçilmiş İBB Başkanı İmamoğlu'na darbe yapılmasının 3 nedeni vardı. İlki AKP fetö'nün siyasete boyanmış yanı, fetö gibi sürüklendi fetö kalkışmasını YSK üzerinden tekrarladı, 23 Hazıran'da sonucunu görecek. İkincisi AKP, Irak'da Libya'da Süriye'de Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığı uğruna, katledilmiş milyonlarca insanın birinci derece sorumlusu, bu insanların ahı vebali akp'yi kuşatıp „nefretin artması için" sürükledi. Üçüncü nedeni Devletin ordusunun hallaç pamuğu gibi dağıtılıp, siyasi ve iktisaden çöküp işgal edilmesi, kurumlarının tarımar edilip yağmalanması sonucu oluşan, Ülkede'ki siyasi buhran bir siyasi lidere gebe idi Ekrem İmamoğlu doğdu, İmamoğlu'nun tam ve kamil olarak hazırlanmasına zemin için… İyi bilinsinki bu alemde Allah(cc) hiçbirşeyi sebepsiz yaratılmaz. Hacı Bayazıt 31.05.2019

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.9

Puta tapmış gibidir

Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) İmam Ali Efendimizin velayetini ve imametini kabul etmeyeni puta tapmışa benzetmektedir.

Hz. Peygamber Nübüvvetin başından itibaren her zaman ve her zeminde kendi halifesi ve Müslümanların kendisinden sonraki imamı olarak Hz. Ali Efendimizi sürekli tanıtmış ve hep gündemde tutmuştur. İmam Ali, ayetlerle Allah tarafından ilan edilen imamdır. Hakkında 300'ün üzerinde ayet ve binlerce hadis vardır. O, Hz. Peygamber'e açılan ilim kapsıdır. Tüm üstün meziyetler şahsında toplanmıştır, sadece adı peygamber değildir.

Sahabenin büyüklerinden ve Kur'an müfessirlerinden Abdullah bin Abbas hazretleri şöyle buyurdu: "300 ayetten daha fazlası Ali'nin fazileti hakkında inmiştir!"

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurdu: "Kur'an dört çeyrek üzere indi. Bir çeyreği biz Ehl-i Beyt'in fazileti hakkında indi; bir çeyreği biz Ehl-i Beyt'in düşmanlarının zemmi hakkında indi; bir çeyreği peygamberlerin hayatlarından ve nasihatlerinden indi; bir çeyreği ise Allah'ın insanlara çizmiş olduğu kanunları göstermek için inmiştir."

İmam Ali Efendimiz ilmin zirvesidir ve konuşan Kur'an'dır. Hz. Peygamber tarafından hadis yazılması tüm sahabeye yasaklanırken, "Yaz ya Ali" denilerek vazife İmam Ali'ye verilmiştir. Hz. Ali'ye, evlatlarına ve Ehl-i Beyt'e dayanmayan hiçbir hadis sahih değildir. Ehl-i Beyt'i anlamadan ve yaşamadan ve dahi Onları öz nefsimizden ve evlatlarımızdan daha öte sevmedikçe ne iman etmiş sayılırız ne de tam manası ile Müslüman oluruz. Hz. Peygamber ve ailesi İslam'ın ve imanın temel en birinci rüknüdür. Kıyamet sabahı ilk sorulacak soru Ehl-i Beyt sevgisi olacaktır. Çünkü peygamberlik vazifesinin amacı da; ayet-i kerimede belirtildiği üzere Ehl-i Beyt sevgisidir. "De ki, Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık yakınlarıma, Ehl-i Beyt'ime sevgiden başka sizden hiçbir ücret istemiyorum." (Şura, 23). 

İmam-ı Muhammed el-Bakır hazretleri, Ehl-i Beyt'in esas değerini şöyle anlatmıştır: "Ey insanlar! Peygamberinizin Ehl-i Beyt'ini Allah, kerameti ile şereflendirdi, hidayeti ile izzetli kıldı ve dinine onları seçti. Onları, ilmi ile herkesten üstün kıldı ve ilmini de onlarda makam kıldı. Gayb ilmini de onlara açtı. Kendileri dininin direkleri; yeryüzünün dengeleri ve O'nun emri ile kaim olanlardır. Kendileri dine, hakka davet edenler ve hak ile hükmedenlerdir. Kendileri yıldızlar gibi olup, takip edilmesi gereken yoldurlar. Kendileri tertemiz kılınmış zürriyet ve orta yolun imamlarıdırlar. Kendileri, en yakin olan sırat, en doğru olan yol, seçilmiş olanların ziyneti, enbiyaların varisleri, birbirine bağlı olarak gelen zürriyet, mü'minlere koruyucu olan mağara, hidayete erenlerin göz nuru ve kendilerine sığınanlara bir koruma olanlardır. 

Kendilerine teslim olanlara da eman yeridir onlar. Kendileri, onlara bağlananlara kurtuluştur. Onlara bağlanan kurtulur ve onlara düşman olan ise helak olur. Kendilerine tutunanlar şüphesiz olarak kurtulmuşlardır. Kendilerinden başkalarına tutunanlar da şüphesiz olarak dinden çıkmışlardır. 

Kendileri, insanların onunla müptela kılındıkları kapıdırlar, kim o kapıdan içeri geçerse kurtulur ve kim onu inkâr ederse düşüp yok olur. Kendileri, selamet yurdu gibidirler, içine giren selamet ve imana geçmiştir. Kendileri, Allah'a davet eder, O'nun emri ile amel eder, O'nun kitabı ile hükmeder ve O'nun ayetleri ile irşat ederler.. Kendileri, en güzel budak, mübarek olan ağaç, ilmin madeni, hilmin iltihak ettiği yer, risaletin indiği mahal ve meleklerin inip çıktığı evdir. Kendileri rahmet ve bereketin Ehl-i Beyt'idir. Allah, onlardan her türlü pisliği giderip, onları tertemiz bir halde kılmıştır!" 

Ayet-i kerimenin açık hükmüne göre Ehl-i Beyt imamları Allah'ın isteği üzerine her türlü pislikten; şirkten, iki yüzlülükten, günahlardan, yalandan, iftiradan… Tertemiz kılınmışlardır… Peygamber Efendimiz gerekeni Veda Haccı'nda ve Gadir Hum gününde ikmal etmişti. Ümmetine ancak tertemiz olan Kur'an-ı Kerim'i ve Ehl-i Beyt'ini vasiyet etmişti.

Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: "Adem, Allah'a şöyle yalvarmıştı: 'Ey Rabbim, Muhammed (s.a.a), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin hakkı için beni bağışla.' Allah da bu yalvarışından dolayı O'nun tövbesini kabul etti." Her daim duamız Hz. Adem Aleyhisselam efendimizin duası olsun. Adem Birinci 14.06.2019

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.10

Suriye Dışişleri: Suriye'ye Türkiye Üzerinden Giriş Yapan Militanlar Aynı Yoldan Geri Dönmeli

Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdül Munem, Suriye'ye 80'den fazla ülkeden gelen militanların ülke topraklarına Türkiye üzerinden giriş yaptığını ve aynı yoldan geri dönmeleri gerektiğini belirtti.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Munem, Suriye'de mevcut bulunan militanların 80'den fazla ülkenin vatandaşı olduğunu ve Türkiye üzerinden geldiklerini belirterek, bu militanların İdlib'den çıkıp aynı yoldan geri dönmeleri gerektiğini ifade etti.

'Militanların 65-70 bine yakını kadın ve çocuk kamplara gönderildi'

Munem, militanların yakınlarının akıbetiyle ilgili soruya "IŞİD militanlarının sayıları yaklaşık 65-70 bini bulunan eş ve çocukları Bagoz'daki askeri operasyon tamamlandıktan sonra kamplara gönderildi" dedi.

Tüm bu cihatçıların, kadınların ve çocukların geldiği sorusunun akıllara geldiğini kaydeden Munem, yanıtın 'Türkiye toprakları üzerinden' olduğunu savundu.

'Suriye Ordusu Ülkenin Tamamını Kontrol Etmeli'

Munem, İdlib'deki sorunun çözümü için ise şu formülü önerdi: "Suriyeli olmayan militanlar, Türkiye üzerinden ülkeyi terk etmeli. Suriyeli militanlar da ateşkes sürecine dahil olmalı, Suriye hükümeti ve ordusu ülke topraklarının tamamını kontrol etmeli." Rasthaber 24.09.2019

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.11

Hükümet kurma yetkisi Kurz’da

CUMHURBAŞKANI Van der Bellen, seçimlerin kazananı ve parlamentoda en büyük gruba sahip ÖVP Genel Başkanı Kurz’a hükümet kurma görevi verdiğini açıkladı. Kurulacak hükümetin Avusturya’yı ve Avrupa’yı güçlendirecek, küresel ölçekte Avrupa Birliğini (AB) ileriye taşıyacak bir iktidar olması gerektiğini vurgulayan Van der Bellen’... “gelecek yönetimin en önemli önceliğinin iklim değişikliği konusu olması gerektiğini belirtti.”

Yargının Bağımsızlığı Vurgusu!

Van der Bellen, son aylarda emniyet, istihbarat birimlerinin yanı sıra hukuk alanında yaşanan bazı gelişmelere işaret ederek, “Yargının bağımsızlığı Avusturya anayasasında yüksek bir değerdir” görüşünü paylaştı. Ülkede güvenin yeniden inşa edilmesi ve iyi bir yönetimin kurulması için bütün siyasi partilere çağrıda bulunan Van der Bellen, koalisyon görüşmelerinin doğru, şeffaf ve dürüst şekilde yürütülmesi gerektiği uyarısında bulundu. Hurriyet 07.10.2019

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.12