Ehli Vicdan Sahipleri

Alemleri dua ve doğruluk üzerine bina eden Allah(cc) mülkünde ortakcı kabul etmez „insanların sınırlı iradesine bağlı“ yaratmış olduğu bütün olaylar islam üzerinden iki kurala bağlı gelişir.

İnsanların din ve vicdan hürriyeti yasalar ile güvence altına alınmış‘… ancak, dünyaları için islamı yırtıp tahrip edenlere, „dinin tahribine bağlı vicdani duyarlılığın yitirilmesi ile zulmün gelenekselleşip rahmet ve bereketin kalkması sosyal ve iktisadi yapının bozulması sonucu küresel ısınma ile ‘dünyanın kenarlarından yırtılıp‘ iklimin değişmesine zemin hazırladığı için“, yasal musamaha gösterilmez.

Yıl 27.01.1995 Eisenstadt Hapsane‘ye vekalet almak için görüşüme gelen Osman „Türkiye’de duymuşlar herkes bayram ediyor“ sen içerde hazırlanacakmışsın nasıl olacaksa, bizde bütün guruplardan çetrefelli/pislik adamları etrafımıza toparlıyoruz; yakında sana iki kitap gelecek ondan sonra bizde kesin tavır alacağız; dedi.

Gelen Kitap’ın birisi Kutup ama içeriği boş, ikinci kitap (İmam Rabbani takma isimli) Ahmed Sirhind,‘nin yazdığı, Mektupat‘ idi.

Mektupat’da yazılan mektupların birinde yazıyor; şeytanı yardımcı olan komutanın yapamayacğı yoktur‘… bir başka mektup’da yazıyor, İmamı Rabbani‘nin oğluna, hocası pazardan şüpheli yedirirmiş çocuğu yumuşatmak için. Ben o zaman Rabbani‘nin Mektubat Kitap’ını tahrip etmişler sandım; Mektupatı kabullenmedim. Kutup, kitapının içeriği’de boş, idi‘… şeytanı yardımcı edinsem (bu mümkün değil Ehl’i Beyt evlatları kabullenmez) çocukların şüpheli yemesini kabul etsem (oda mümkün değil) şeytan yaklaşıp haram ve şüpheli yedirip itikadı bozup amelleri zayıflatıp ‘alıp‘ Tutuklu bulunduğum davadaki suçu kabullendirip mahkemeler üzerinden yardımcılarının açığa çıkmasını önleyecekti‘…

Mektupatı kabullenmeyip şeytan’da yaklaşamayınca Osman ve karısı etrafına topladığı adamları ile içerde bana dışarda Çocuklarıma eziyet etmeye başlamış‘… vermiş olduğum mücadeleyi dışardan takip edenler’den Avukat tarih, 20. 09. 1995 Mahkemede Hakim Alfred Ellinger’e efendim Bayazit’ın dosyasını diğer insanlardan ayıralım, dedi‘…

Yani, Bayazit onları kabullenmedi onlarda Bayazit‘ın  çocukları ve ailesine eziyet ediyorlar; demek istedi.

-    Bu hali gören ve dinleyen Hakim Alfret Ellinger tercüman Nermin Dürdane’ye sordu; bak kafasına önünde ışık görüyormusun, dedi; Tercüman evet dedi‘… bu arada şeytan yaklaştı üfürdü; Hakim kalbini dönderdi yüzünü buruşturdu dilinin ucu ile tüf, diye tükürdü‘… O zaman burda kalıyor, dedi;

yani, Peygamberler zamanındaki olaylar devamlı aynı amaç için değişik usuller ile tekrarlanır;

Bayazit bunları kabullenmedi, bir daha bir „Sıffın (savaş) olayı“ tekrarlanmayacak „Kur’an ile aldatamayacaklar“ „bu defa soysuz münafıklar mahkemeler üzerinden imha edilecek‘… bu sefer yardımcılarını kurtaramayacaksın -dercesine- yüzünü buruşturup kalbini dönderip tüf, diye şeytana tükürdü‘… Mahkemeler için, Davut aleyhisselamın sapan taşı gib taşlara zemin hazırladı. Hacı Bayazıt

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.7

Avrupa Âlimler Birliği Başkanı: Ümmetin en büyük iki musibeti ırkçılık ve mezhepçiliktir

Avrupa Âlimler Birliği Başkanı Molla Abdulkadir Aydın, Ümmetin iki büyük musibetle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, bunlardan birisinin ırkçılık bir diğerinin ise mezhepçilik taassubu olduğunu söyledi.

İslam ümmetinin içinde bulunduğu en büyük sorunların başında Âlimlerin ve Müslüman yöneticilerin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirememelerinin bir sonucu olarak İslam ümmetini parçalayan fitneler olduğuna dikkat çeken Âlimler Birliği Başkanı Molla Abdulkadir Aydın, Âlimlerin sorumlulukları hususunda önemli uyarılarda bulundu.

Günümüzde Müslümanların yaşadıkları en büyük problemlerin başında ırkçılık ve mezhepçilik taassubunun geldiğini belirten Molla Aydın, ilim adamlarının sorumluluğu çok büyük olduğunu söyledi.

Molla Aydın, “Ulema mesuliyetlerini idrak ederek toplumların içerisinde fonksiyonlarını, mesuliyetlerini yerine getirmelidirler. Allah (cc) bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını bizlere söylüyor. Onun için ümmetin içinde bulunduğu bu sıkıntılardan kurtulmaları için çare ilim adamlarıdır âlimlerdir.” diyerek Âlimlerin görev ve sorumluluklarını hatırlattı.

Âlimlere büyük sorumluluklar düşüyor. Ümmetin varisleri olan âlimlerin bu halkların tek kurtuluş reçeteleri olduğunu söyleyen Molla Aydın, mesuliyetini idrak eden ilim adamlarına seslenmek istediklerini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne olur kendimize gelelim, sorumluluğumuzu idrak edelim ve ümmetin hatta dünya insanlığının sorumluluğunu düşünerek mesuliyetin bize ait olduğunu bilelim. Allah’ın bu sorumluluğu ilim adamlarına yüklediğini unutmayalım. Bu noktada Allah (cc) bizlere büyük sorumluluklar yüklemektedir.”

Yaşanan büyük bir fitnenin sonucunda bu gün kendisine Müslüman diyen insanların gözlerini kırpmadan bir birlerini katledecek kadar cüretkâr davranmalarının, Müslümanların en büyük üzüntüsü ve elemi olması gerektiğini belirten Mola Aydın, “Camileri tahrip ediliyor, camilerde İslam adına Müslümanlar katlediliyor. Bunları yapanlar bunu ne adına yapıyor? anlamış değilim. Hâlbuki Allah (cc) bir insanı suçsuz yere öldürenin bütün insanlığı öldürmüş gibi olduğunu bize bildirmiyor mu?” şeklinde konuştu.

Bu sorunların çözümünü acaba kim gerçekleştirecek. Ey ilim adamları ey Alimler bu sorumluluk size aittir. Bu sorumluluk İslam ümmetinin önderlerine aittir. Bu sorumluluk İslam coğrafyalarındaki İslam ülkelerindeki şeyhlere alimlere aittir. Bu mesuliyeti idrak ederek bu sorumluluğun altına sizlerde bizlerde eliminiz koyalım. Allah (cc) ayette işaret ettiği üzere ilim adamlarına sorumluluk düşmektedir. Sessizliğimizi bir nebzede olsa ortadan kaldıralım mesajlarımızı sunalım. Şükürler olsun ki, imkanlar çoğalmıştır, teknik teknoloji çoğalmıştır, basın yayın çoğalmıştır.

Ümmetin sorunlarına çözüm üretilmeli. Âlimler  ve Müslüman idarecilere seslenerek, İslam coğrafyasına yaşanan sorunlara bir çözüm üretilmesinin elzem olduğunu ifade eden Molla Abdulkadir Aydın, Hz. Peygamberin ifade ettiği husus olan iki sınıf insana, Ulema ve Umeraya (Yönetici) değinerek, bu durumun İslam coğrafyasına bu gün artık ehemmiyet arz ettiğini ve bu iki sınıfın düzelmesi durumunda toplumun düzeleceğini dile getirdi.

“En faziletli Cihad zalimin karşısında hakkı haykırmaktır” Âlimlerin peygamberlerin varisleri olmaları hasebiyle zalimlerin karşısında susmalarının kabul edilemez olduğunu ve günümüz için de en büyük mücadele ve en faziletli Cihadın hakkı haykırma olduğunu söyleyen Molla Aydın, “ Bizim mesuliyetimiz çok büyüktür. İslam ümmetinin içinde düştüğü bu katliamlardan ve bu çilelerden kurtulma yolunu ve çözüm noktalarını âlimler ümmete sunmaları gerekir. Bir yerde bir sorun varsa, o sorunun çözümünde görevli olan kişi o işin ehli olan kişilerdir. Bu görevde tabiî ki idarecilerden de önce âlimlere düşmektedir. Âlimler hakkı söyleyecek, hakkın yanında yer alacaklardı.” dedi.

Ümmetin en büyük iki musibeti, Irkçılık ve Mezhepçilik. İslam ümmetinin şu an iki büyük musibetle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Aydın, “Şu an iki büyük musibetle karşı karşıyayız, birisi ırkçılık tehlikesi bir diğeri ise mezhepçilik tehlikesidir. Oysaki, İslam düşmanları Müslümanlara saldırırken ne ırka ne de mezhebe bakıyor. Onların hedef aldığı tek şey İslam ve Müslümanlar. Onlar kendi saraylarında otururken, Müslüman halkın kanı dökülüyor. Camiler de Müslüman kanı dökülüyor. Ümmetin bu sorununun mutlaka çözülmesi lazım. Bu halin muhakkak değişmesi gerekir.” dedi. İlka 14.07.2015

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.8

Allah'ın selamı rahmeti alemlerin emniyeti islamın beli ve omurgası maneviyatın merhamet ve marifet kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesi ile masum ve mazlumların üzerine oılsun!

Ehli vicadan sahipleri bu alemde bütün olaylar İslam üzerinden iki kurala bağlı gelişir… 28. Şubat 1997‘de islamın en büyük düşmanı “islamı siyasallaştırıp içini boşaltan“ ‘siyasal islamcıların‘ Türkiye uzantısı Milli Görüş‘ün Hükümet'den uzaklaştırılmasını kabullenemeyen ABD, Milenyum, İstanbulu İşgal Tatbikatı Yaptı. İstanbulu işgal tatbikatı yapan ABD çok geçmeden her kim “Allah’ın dinini tahrip eder, tahrip edene yardım eder ise, Allah(cc) onları bilmediği yerden ateşine sürükler hükmünce“, ekenomik girize girip dükkanı kapatıp yüz binlerce insanını işden çıkardı ücretsiz izine ayırdı‘… ama buna rağmen Ülkedeki işbirlikcileri üzerinden İstanbulu siyasi ve iktisaden işgal etti. Nihayet, Allah'ın izni ile Ekrem İmamoğlu partisi ve ittifakları ile ‘ikinci defa‘ işgali sonlandırıp İstanbulu feth eyledi. „Şimdi dünya ve abd basını“ diyorki, İstanbul Belediyesi'nde Hak Hukuk Kural tanımaz, bir parti etrafında Oligarklar oluşup Halkın Hakkını yağmalamışlar!

Ehli Vicdan Sahipleri bir Ülke veya Belde Feth edileceği vakit O Ülke ve Beldenin idarecileri işgal gücüne dönüşmüş olur; işgalin berterafı için ‘O Belde ve Ülkeyi Feth edecek mücadele ekibi‘de Maneviyat ve Adalet burcun'da olur‘, böylece Allah(cc) işgal altında kalmış beldenin feth'ini, Maneviyat ve Adalet burcundaki ‘ekip ordu oluşuma‘ nasip ederek, onları şereflendirir.

Selam olsun; İstanbul, Ankara ve birçok beldenin işgalallerini sonlandıran Allah'ın arslanları ve ekibinie! İnşAllah, Ülkede ‘dine son derece saygılı dinin istismar ve tahribine son derece karşı‘, Küvvetler ayrılığına tam bağlı bağımsız kurumlar üzerinde Devlet yeniden inşa edilir; Hak hukuk ve liyakatı rehber edinmiş, ülkenin bütün ihtiyacını karşılıyabilecek üretime dayalı manen fikren ve zahiren -direniş ekenomisine sahip- tam Sosyal Demokrat bir hükümet kurulur Ülke ve Bölge üzerinde insanların yüreğini ısıtıan rahmet ve bereket rüzgarları oluşur. hacı bayazıt 22.04.2019

Akıl sahipleri; AKP eli ile YSK üzerinden 31 Mart İBB Seçim sonucu ile seçilmiş İBB Başkanı İmamoğlu'na darbe yapılmasının 3 nedeni vardı. İlki AKP fetö'nün siyasete boyanmış yanı, fetö gibi sürüklendi fetö kalkışmasını YSK üzerinden tekrarladı, 23 Hazıran'da sonucunu görecek. İkincisi AKP, Irak'da Libya'da Süriye'de Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığı uğruna, katledilmiş milyonlarca insanın birinci derece sorumlusu, bu insanların ahı vebali akp'yi kuşatıp „nefretin artması için" sürükledi. Üçüncü nedeni Devletin ordusunun hallaç pamuğu gibi dağıtılıp, siyasi ve iktisaden çöküp işgal edilmesi, kurumlarının tarımar edilip yağmalanması sonucu oluşan, Ülkede'ki siyasi buhran bir siyasi lidere gebe idi Ekrem İmamoğlu doğdu, İmamoğlu'nun tam ve kamil olarak hazırlanmasına zemin için… İyi bilinsinki bu alemde Allah(cc) hiçbirşeyi sebepsiz yaratılmaz. Hacı Bayazıt 31.05.2019

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.9

Puta tapmış gibidir

Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) İmam Ali Efendimizin velayetini ve imametini kabul etmeyeni puta tapmışa benzetmektedir.

Hz. Peygamber Nübüvvetin başından itibaren her zaman ve her zeminde kendi halifesi ve Müslümanların kendisinden sonraki imamı olarak Hz. Ali Efendimizi sürekli tanıtmış ve hep gündemde tutmuştur. İmam Ali, ayetlerle Allah tarafından ilan edilen imamdır. Hakkında 300'ün üzerinde ayet ve binlerce hadis vardır. O, Hz. Peygamber'e açılan ilim kapsıdır. Tüm üstün meziyetler şahsında toplanmıştır, sadece adı peygamber değildir.

Sahabenin büyüklerinden ve Kur'an müfessirlerinden Abdullah bin Abbas hazretleri şöyle buyurdu: "300 ayetten daha fazlası Ali'nin fazileti hakkında inmiştir!"

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurdu: "Kur'an dört çeyrek üzere indi. Bir çeyreği biz Ehl-i Beyt'in fazileti hakkında indi; bir çeyreği biz Ehl-i Beyt'in düşmanlarının zemmi hakkında indi; bir çeyreği peygamberlerin hayatlarından ve nasihatlerinden indi; bir çeyreği ise Allah'ın insanlara çizmiş olduğu kanunları göstermek için inmiştir."

İmam Ali Efendimiz ilmin zirvesidir ve konuşan Kur'an'dır. Hz. Peygamber tarafından hadis yazılması tüm sahabeye yasaklanırken, "Yaz ya Ali" denilerek vazife İmam Ali'ye verilmiştir. Hz. Ali'ye, evlatlarına ve Ehl-i Beyt'e dayanmayan hiçbir hadis sahih değildir. Ehl-i Beyt'i anlamadan ve yaşamadan ve dahi Onları öz nefsimizden ve evlatlarımızdan daha öte sevmedikçe ne iman etmiş sayılırız ne de tam manası ile Müslüman oluruz. Hz. Peygamber ve ailesi İslam'ın ve imanın temel en birinci rüknüdür. Kıyamet sabahı ilk sorulacak soru Ehl-i Beyt sevgisi olacaktır. Çünkü peygamberlik vazifesinin amacı da; ayet-i kerimede belirtildiği üzere Ehl-i Beyt sevgisidir. "De ki, Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık yakınlarıma, Ehl-i Beyt'ime sevgiden başka sizden hiçbir ücret istemiyorum." (Şura, 23). 

İmam-ı Muhammed el-Bakır hazretleri, Ehl-i Beyt'in esas değerini şöyle anlatmıştır: "Ey insanlar! Peygamberinizin Ehl-i Beyt'ini Allah, kerameti ile şereflendirdi, hidayeti ile izzetli kıldı ve dinine onları seçti. Onları, ilmi ile herkesten üstün kıldı ve ilmini de onlarda makam kıldı. Gayb ilmini de onlara açtı. Kendileri dininin direkleri; yeryüzünün dengeleri ve O'nun emri ile kaim olanlardır. Kendileri dine, hakka davet edenler ve hak ile hükmedenlerdir. Kendileri yıldızlar gibi olup, takip edilmesi gereken yoldurlar. Kendileri tertemiz kılınmış zürriyet ve orta yolun imamlarıdırlar. Kendileri, en yakin olan sırat, en doğru olan yol, seçilmiş olanların ziyneti, enbiyaların varisleri, birbirine bağlı olarak gelen zürriyet, mü'minlere koruyucu olan mağara, hidayete erenlerin göz nuru ve kendilerine sığınanlara bir koruma olanlardır. 

Kendilerine teslim olanlara da eman yeridir onlar. Kendileri, onlara bağlananlara kurtuluştur. Onlara bağlanan kurtulur ve onlara düşman olan ise helak olur. Kendilerine tutunanlar şüphesiz olarak kurtulmuşlardır. Kendilerinden başkalarına tutunanlar da şüphesiz olarak dinden çıkmışlardır. 

Kendileri, insanların onunla müptela kılındıkları kapıdırlar, kim o kapıdan içeri geçerse kurtulur ve kim onu inkâr ederse düşüp yok olur. Kendileri, selamet yurdu gibidirler, içine giren selamet ve imana geçmiştir. Kendileri, Allah'a davet eder, O'nun emri ile amel eder, O'nun kitabı ile hükmeder ve O'nun ayetleri ile irşat ederler.. Kendileri, en güzel budak, mübarek olan ağaç, ilmin madeni, hilmin iltihak ettiği yer, risaletin indiği mahal ve meleklerin inip çıktığı evdir. Kendileri rahmet ve bereketin Ehl-i Beyt'idir. Allah, onlardan her türlü pisliği giderip, onları tertemiz bir halde kılmıştır!" 

Ayet-i kerimenin açık hükmüne göre Ehl-i Beyt imamları Allah'ın isteği üzerine her türlü pislikten; şirkten, iki yüzlülükten, günahlardan, yalandan, iftiradan… Tertemiz kılınmışlardır… Peygamber Efendimiz gerekeni Veda Haccı'nda ve Gadir Hum gününde ikmal etmişti. Ümmetine ancak tertemiz olan Kur'an-ı Kerim'i ve Ehl-i Beyt'ini vasiyet etmişti.

Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: "Adem, Allah'a şöyle yalvarmıştı: 'Ey Rabbim, Muhammed (s.a.a), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin hakkı için beni bağışla.' Allah da bu yalvarışından dolayı O'nun tövbesini kabul etti." Her daim duamız Hz. Adem Aleyhisselam efendimizin duası olsun. Adem Birinci 14.06.2019

 

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.10

 

Suriye Dışişleri: Suriye'ye Türkiye Üzerinden Giriş Yapan Militanlar Aynı Yoldan Geri Dönmeli

Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdül Munem, Suriye'ye 80'den fazla ülkeden gelen militanların ülke topraklarına Türkiye üzerinden giriş yaptığını ve aynı yoldan geri dönmeleri gerektiğini belirtti.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Munem, Suriye'de mevcut bulunan militanların 80'den fazla ülkenin vatandaşı olduğunu ve Türkiye üzerinden geldiklerini belirterek, bu militanların İdlib'den çıkıp aynı yoldan geri dönmeleri gerektiğini ifade etti.

'Militanların 65-70 bine yakını kadın ve çocuk kamplara gönderildi'

Munem, militanların yakınlarının akıbetiyle ilgili soruya "IŞİD militanlarının sayıları yaklaşık 65-70 bini bulunan eş ve çocukları Bagoz'daki askeri operasyon tamamlandıktan sonra kamplara gönderildi" dedi.

Tüm bu cihatçıların, kadınların ve çocukların geldiği sorusunun akıllara geldiğini kaydeden Munem, yanıtın 'Türkiye toprakları üzerinden' olduğunu savundu.

'Suriye Ordusu Ülkenin Tamamını Kontrol Etmeli'

Munem, İdlib'deki sorunun çözümü için ise şu formülü önerdi: "Suriyeli olmayan militanlar, Türkiye üzerinden ülkeyi terk etmeli. Suriyeli militanlar da ateşkes sürecine dahil olmalı, Suriye hükümeti ve ordusu ülke topraklarının tamamını kontrol etmeli." Rasthaber 24.09.2019

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.11

Hükümet kurma yetkisi Kurz’da

CUMHURBAŞKANI Van der Bellen, seçimlerin kazananı ve parlamentoda en büyük gruba sahip ÖVP Genel Başkanı Kurz’a hükümet kurma görevi verdiğini açıkladı. Kurulacak hükümetin Avusturya’yı ve Avrupa’yı güçlendirecek, küresel ölçekte Avrupa Birliğini (AB) ileriye taşıyacak bir iktidar olması gerektiğini vurgulayan Van der Bellen’... “gelecek yönetimin en önemli önceliğinin iklim değişikliği konusu olması gerektiğini belirtti.”

Yargının Bağımsızlığı Vurgusu!

Van der Bellen, son aylarda emniyet, istihbarat birimlerinin yanı sıra hukuk alanında yaşanan bazı gelişmelere işaret ederek, “Yargının bağımsızlığı Avusturya anayasasında yüksek bir değerdir” görüşünü paylaştı. Ülkede güvenin yeniden inşa edilmesi ve iyi bir yönetimin kurulması için bütün siyasi partilere çağrıda bulunan Van der Bellen, koalisyon görüşmelerinin doğru, şeffaf ve dürüst şekilde yürütülmesi gerektiği uyarısında bulundu. Hurriyet 07.10.2019

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.12

İran İslam Cumhuriyeti         Wien, 18.01.2020

Allah’ın selamı rahmeti dünyanın emniyeti islamın beli ve omurgası ‘maneviyatın’ merhamet ve marifet kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesi ile masum ve mazlumların üzerine olsun.

Bismillahirrahmanirrahim

انا لله و انا الیه راجعون

(Hepimiz Allah’tan geldik ve dönüşümüz yine O’nadır)

Dünyanın güvenik kuşağı direniş cephesinin Serdarı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Genel Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi El Mühendis şehadetlerinden dolayı üzülerek İmam Hamanei’ye, şehitlerin ailelerine, yakınlarına ve arkadaşlarına baş sağlığı diliyorum.

Allah(cc)ın verdiği ömür ne uzar ne kısalır; Allah(cc) masum ve mazlumların yüreğini ısıtan rahmet rüzgarı Asrın Serdarı Kasım Süleymani kullarını şehadet ile nimetlendirirken kanı ile de mülkünde kendine meydan okuyan, ortak koşan düşmanlarını boğar; muaviyeni takipcisi şeytanın hizbi peşinde ordan oraya savrulan abd’li siyasetciler bu hali anladığı zaman kaçacak vakitleri olmayacak.

Allah’ın gazabı bir ülke ve toplumun yapmış olduğu zulumden dolayı o ülke ve toplumu kuşatacak ise; o ülke ve toplum dünyanın güvenlik kuşağı hilal cephesine musallat olur’... bu alemde hiçbir şey tesadüfen olmaz; baskı ve haksızlığa maruz kalan ülke ve toplumun maneviyat ile yatırıma adalet ile savunmaya yönelip maneviayat ve adalet asrına yükselmesi belli’ki Allah(cc)ın dileği’dir...

Haksızlık ve baskıyı siyaset aracı yapan asrın fravunlarını cephede bozguna uğratmak için ‘cephe gerisini boşaltmak’ onların kızıldenizi, halkın kurtuluşu, manevi fikri ve fiziki ilmin kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesinin onurudur.

Allah(cc) mülkünde ortakcı kabul etmez!

Alemdeki herşey ‘din ahlak maneviyat dairesinde’, iki kural bağlamında;

Vahy’in/ışığın (dinin içi haram ve şüpheliden korunarak) öne aklın/gölgenin arkaya alınması  kalbin maneviyat ve adalete meyletmesi insanların din‘e uyması ile Rahmani Hal hz Ali efendimiz meşrebin‘de Peygamber efendimizin izine düşüp Allah’ın hesabına hazırlanması ile gercekleşir.

Veya

aklın/gölgenin öne Vahy’in/ışığın arkaya alınması kalbin siyaset ve menfate meyletmesi din’in insanlara uydurulması  ile şeytani Hal muaviye meşrebin‘de insanların şeytanın hesabına hazırlanıp izine düşmesi ile gerçekleşir… ancak insanların şeytanın izine düşmesi sonucu Allah ile arasındaki bağ kopar; böylece şeytanı ilah edinenler, “Allah’ın hesabı/adaleti gereği” dünyada ve ahiretde kaybedenlerden olur.

Bu iki kural asla bir araya gelmez; ve sonuçların gelişmesi sadece zaman ile ilgilidir ama Allah’ın vadi/adaleti gereği asla değişmez... açıkcası, belki ibret alırlar diye Allah (cc) bazı olaylar (Ehl'i Beyt) üzerinden alemi imtihana çeker muaviyenn takipcisi şeytanın hizbini berteraf eder. Hak hakikat arınmış ehli maneviyat ve adalet asrına insanları hazırlar iken siyaset menfat mazlahat ehli devamlı baskı zülüm ve yıldırma usulleri ile karşı gelir... yani onlar Ehl'i Beyt üzerinden din'in hakikatına karşı gelir; böylece Hak ile Batıl  Helal ile Haram kazanan ile kaybeden ayırt olur. Hacı Bayazıt

Allah’ın selamı rahmeti alemlerin emniyeti islamın beli ve omurgası maneviyatın merhamet ve marifet kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesinin ana üssü İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri İmam Hamanei’nin üzerine olsun... Allah’ın selamı rahmeti; ilah edindikleri şeytanı abd ile örten; abd’yi füzeler ile vurup ilahlarını öldüren İmam Hamanei’nin üzerine olsun. Hacı Bayazıt Wien, 18.01.2020

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.13

Allah’ın selamı rahmeti dünyanın emniyeti islamın beli ve omurgası ‘maneviyatın’ merhamet ve marifet kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesi ile masum ve mazlumların üzerine olsun.

SANA Suriye Arap Haber Ajansı üzerinden

Allah’ın selamı rahmeti dünyanın güvenlik kuşağı ‘direniş cephesinin altın halkası’ Suriye ile lideri Beşar Esat ve müttefikleri üzerine olsun.

Alemleri dua ve doğruluk üzerine bina eden Allah(cc) mülkünde ortakcı kabul etmez “insanların sınırlı iradesine bağlı“ yaratmış olduğu bütün olaylar islam üzerinden iki kurala bağlı gelişir.

İnsanların din ve vicdan hürriyeti yasalar ile güvence altına alınmış‘… ancak, dünyaları için islamı yırtıp tahrip edenlere,

“islamın tahribine bağlı vicdani duyarlılığın yitirilmesi ile zulmün gelenekselleşip rahmet ve bereketin kalkması sosyal ve iktisadi yapının bozulması sonucu küresel ısınma ile ‘dünyanın kenarlarından yırtılıp‘ iklimin değişmesine zemin hazırladığı için“,

yasal musamaha gösterilmez.

Allah(cc) mülkünde ortakcı kabul etmez!

Alemdeki herşey ‘din ahlak maneviyat dairesinde’, iki kural bağlamında;

Vahy’in/ışığın (dinin içi haram ve şüpheliden korunarak) öne aklın/gölgenin arkaya alınması  kalbin maneviyat ve adalete meyletmesi insanların din‘e uyması ile Rahmani Hal hz Ali efendimiz meşrebin‘de Peygamber efendimizin izine düşüp Allah’ın hesabına hazırlanması ile gercekleşir.

Veya

aklın/gölgenin (dinin içi haram şüpheli yiyerek) öne Vahy’in/ışığın arkaya alınması kalbin siyaset ve menfate meyletmesi din’in insanlara uydurulması  ile şeytani Hal muaviye meşrebin‘de insanların şeytanın hesabına hazırlanıp izine düşmesi ile gerçekleşir… ancak insanların şeytanın izine düşmesi sonucu Allah ile arasındaki bağ kopar; böylece şeytanı ilah edinenler, “Allah’ın hesabı/adaleti gereği” dünyada ve ahiretde kaybedenlerden olur.

Bu iki kural asla bir araya gelmez; ve sonuçların gelişmesi sadece zaman ile ilgilidir ama Allah’ın vadi/adaleti gereği asla değişmez... açıkcası, belki ibret alırlar diye Allah (cc) bazı olaylar (Ehl'i Beyt) üzerinden alemi imtihana çeker muaviyenn takipcisi şeytanın hizbini berteraf eder. Hak hakikat arınmış ehli maneviyat ve adalet asrına insanları hazırlar iken siyaset menfat mazlahat ehli devamlı baskı zülüm ve yıldırma usulleri ile karşı gelir... yani onlar Ehl'i Beyt üzerinden din'in hakikatına karşı gelir; böylece Hak ile Batıl  Helal ile Haram kazanan ile kaybeden ayırt olur.

İnsanlar bilerek veya bilmeden iki kuraldan birine taraf olur!

Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim. Maide/3

Peygamber efendimiz sonrası dinin birkısmı görmezden gelinip, “Ümmetin Ehl’i Beyt üzerin’den imtihanı gizlenip” ucu açılıp şişirilerek geliştirilen parelel dinin ilahı şeytan; hizbini imtihan ederek “ben sizin yardımcınızım, size kimse güç yetiremez” vadi ile küresel düzeyde örgütler’… ancak doğası gereği hizbini ortada bırakıp kaçar.

AKP ABD ile aynı amaca hizmet eder; alemlerin emniyeti islmanın beli ve omurgası ‘maneviyatın’ merhamet ve marifet kaynağı Hüseyni meşrep direniş cephesinin dünyayı maneviayat ve adalet asrına hazırlamasının önünü kesmek için dünyanın güvenlik kuşağı direnişin cephesinin altın halkası Suriye’yi bölmek veya rejmini değiştirmek… herkim’ki muaviyenin takipcisi şeytanın hizbi guruplara yaslanır ise aynı yolu takip eder; Suriye bundan dolayı 100 ülkeden gelen 100 binden fazla teröristlerin hedefi olmuştur; ama Allah’ın yaratmış olduğu gelişmeye bağlı sebelerden dolayı onların kazanması mümkün değil… mukadasatcı Menderes’de Suriye’ye musallat olmuş idi.

ABD küresel emperyal şirketlerin çatı örgütü taşerön bir devlet; kendiliğinden Suriye’den çıkamaz deccalizmin açığa çıkan yanı (fetö) Fetullah Gülen taraftarlarına CİA ve Mossat’dan korkmayın biz onların donlarının renklerine kadar biliyoruz, dedi.

Direniş cephesi ABD’nin cephe gerisini boşaltılıp kovalayacak; AKP’yi aşağılanmış olarak kovup savunma hattını Türkye içerinde alacak; böylece onurlanıp bölge ve dünya halkı ile kucaklaşıp dünyayı maneviyat ve adalet asrına hazırlayacak; bu Allah(cc)ın vadi Hüseyni meşrep direniş cephesin kaderi’dir.

Allah’ın selamı rahmeti siyasi ve maddi hefeslerini emperyalizmin emelleri ile eşleştiren hainleri Suriye’de darma dağın eden Allah’ın aslanı Beşar Esat ile müttefikleri üzerine olsun.

Hacı Bayazıt 21.01.2020

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.14

An das                                     Gz: ----- ------ - --

Sivil Eyalet Mahkemesi Wien                                                                                        Wien, --.--.----

 

Durum

Davacı: Haci Bayazit

            Gschwandergasse 45/4, 1170 Wien

Davalı:  Mehmet Cemil Sahin

Konu:   1.) Bu davanın dini-sosyal boyutu hedefine ulaşmıştır.

2.) Öte yandan, 'kötü niyetli ve nitelikli sahtekarlıkla' dolandırılmış hakkımın iadesi için gerekli düzenleme.

Nedeniyle: Sebep gelişme sonuç bağlantı sonucu davanın olağan üstü boyutu mahkemeler üzerinden açıklanıp tarihe yazıldı… yani, bir daha tekrarlanmaması için ifşa ile berteraf edildi.

Temyiz süresi içerisinde Wien Bölge Mahkemesinin 10.01.2020 zu 20 Cg 19/01p -72 (=20 Cg 19/01p) tarihli kararın kaldırılması

A N T R A G

sıradan temyizin kabuledilebilir olmasını sağlamak için sözün değiştirildiği.                                                                    

Açıklayıcı Nedenler

Konu: Tarih 03.03.2014 Antrag Yargıtay Wien. Wien Sivil Bölge Mahkemesi “03.03.2014 tarihinde yaptığınız Değiştirme Antragı; tarih, 06.03.2014 işlemin devamı için temsilcinize gönderildi.” cevabı geldi. Aradan geçen zaman’da temsilci önceden olduğu gibi hak ve hukukumu oyaladı/engelledi.

Wien’de görülmekte olan bu dava Allah’ın insanlara rahmeti’dir.

6 Ob 133/04h Yargıtay, Tarih 24. Juni 2004 kararından sonra Hakim Hans Sperl ile görüştüm. Bana, Biz oğlan/şeytanın süleymancılar’dan geldiğini sanıyorduk; dedi. Ben, Evet, süleymancılar şeytanın sağ ayağı ama ırkcılığı temsil eden M.Cemil Şahin ırkçılığı temsil eden şeytanın fitne elidir ve vekaleti M.Cemil Şahin istismar edip haklarımı üzerine geçirmiş, dedim.

Hakim Hans Sperl Antragın üzerine “Dava içeriği Yanlış“ olduğunu yazdı..,

yani,

bu soysuzlar ilk üç halife, Ebu Bekir, Ömer ve Osman devrinin üstünü karaltıp müslümanın (insanların) Ehl’i Beyt üzerinden imtihanın gizleyip rahmet Peygamberinin soyuna zulmederek sünnü diye bir din geliştirmişler, temsilciyi’de yandaş yapıp Mahkemeye Kumpas kurmuşlar; demek istedi.

Hak asla kaybolmaz, sahibini takip eder ... Gelişen sebepler ve kanıtlar ile sahibini bulun.

Hernals Bölge Mahkemesi 12 Mart 2002 tarihli kararla, dengeli, mantıksal ve bilimsel kanıtlara dayanmayan ısmarlama Rapor ile Kanunu'nun 273. Bölümü uyarınca, Wolfgang Blaschitz’i “Mahkeme önünde ‘ilgili kişinin‘, açtığı davalarla ilgili olarak temsili” temsilci olarak atayarak davalarımı engelleme yolu ile; insanların uyanmaması için pozisyon aldı ...

Ama Mücadelemin, sebep gelişme sonuç bağlantısının bir sonucu olarak; devlet, önceki 100 yıllık Sünni İslam anlayışının “İslam Olmadığını“ islama mualif paralel İslam olduğunu anlamıştır; ayrıca Hükümet 2018 yılında islamı tahrip eden bu gruplara karşı bir savaş başlattı.

Bu gelişme nedeniyle, Hernals Bölge Mahkemesi temsilciyi iptal etti ‘... yani, bu davanın dini-sosyol boyutu hedefine ulaştı.

A N T R A G

1.)19 yıllık süre içerisinde Olağanüstü davanın dini-sosyal boyutu hedefine ulaştı.

2.) Tamamlanma, 'kötü ve niyetli ve nitelikli sahtekarlıkla' dolandırılmış hakkımın iadesi için gerekli düzenleme.

uygun Temyiz

Ve olağan temyiz incelemesi için gerekçelerim.

Temsilci (Sachwalter) değişen iki Avukat arasında Mahkemeye verdiğim delilleri gölgeleyip M.Cemil Sahin‘in (şeytanın) telkinleri ile 20 Cg 19/01p anklagenin arkasını açık bıraktı… yani, düzenlenen ilk anklageden,

M.Cemil Şahin'in tarih, 27.01.1995 soruşturma süresinde tutuklu olduğum Ayalet Mahkemesi Eisenstadt'a  habersiz getirdiği Noter ile tercüman olmadan Benden aldığı Vekaleti  “suistimal ve nitelikli dolandırıcılık“  ile kullanıp %10 hissemi üzerine geçirmesini  Anklageden çıkartıp, Anklagenin arkasını açtı... Bu nedenden dolayı M.Cemil Şahin  € 50.870.99 (PM 700 000, -) ilave % 10 hisse bedelini (€ 7259) Sachwalterin dolaylı engellemesi ile ödemedi. 

Deliller:

Benim sorgulamam,

mükemmel belgeler,

SV değerlendirmeler,

açıkça kanıtlanmış başka kanıtlar

Bu nedenle aşağıdakileri sunuyorum                         

                        uygulamalar

Yukarıda gerekçelendirilen usul kuralları ile antargımın onaylanmasını talep ederim.

Saygılarım ile

Haci Bayazit

29İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.15

Haci Bayazit                                 GZ: -- ----/-- - --

Gschwandnergasse 45/4

1170 Wien

An die                                                 Wien, --------

Bölge Mahkemesi

İstem: İadei itibar için hukuki düzenleme!

Konu:   1.) Bu davanın dini ve sosyal boyutu hedefine ulaşmıştır.

2.) Öte yandan, sahte imzanın yanı sıra sahte borç bildirimine ek olarak hatanın düzeltilmesi, sosyal ve ekonomik itibarımın iadesi.

Neden: Sebep gelişime sonuç bağlantısı sonucu, mahkemeler üzerinden tarihte yazılmıştır... yani, bir daha tekrarlanmaması için ifşa edilmiştir.

Temyiz süresi içerisinde Bölge Mahkemesi Eisenstadt‘ın tarih 10.01.2020 zu 2 C 2009/96 f- 51(=2 C 2009/96 f) kararına

A N T R A G

sıradan temyizin kabuledilebilir olmasını sağlamak için sözün değiştirildiği.

GEREKÇE

Örs (bölge mahkemesi Eisenstadt) ve çekiç (ÖID - borç tahsilatı) arasında olduğumu hissediyorum; Eisenstadt Bölge Mahkemesi'nin verdiği dayanaksız kararı düzeltmeyip kararı kabule beni zorlaması ekonomik ve sosyal hayatım ile sağlığımı tehdit eder boyut aldı.

Yıl 2014 sonlarında Avukat hanım “vom 02.09.1996, 2 C 2009/96f  dava dosyasında bildirim imzasını bulunca bana sordu; bu imza seninmi; diye, Ben ilk defa gördüm Hayır, dedim.

Avukat hanımın yüzününde hafif bir allık oldu ‘Utandı‘, sonra acı bir tebessüm oluştu… Avukat hanımın acı tebessümü altında; İmam Hamanei tabiri ile bu soysuzlar Eisenstadt BG sızıp hata yaptırmışlar; okunuyordu.

-İmam Hamanei: ABD, Şii-Sünni’ye değil gerçek müslümanlara karşıdır; dedi!
yani;

abd "islam ülkelerini tarımar etmesi için" muaviyenin takipcisi şeytanın hizbi ile Irak'da olduğu gibi Libya'da, Suriye'de anlaşma yapan küresel emperyal şirketlerin çatı örgütü taşeron bir devlet'dir;

-Müslümana düşman olan;

Peygamber efendimiz sonrası dinin bir kısmı görmezden gelinip, 'ucunu açıp şişirilerek geliştirilen parelel sünnü dinin' meshepcilik ile perdelenmiş ilahı şeytandır;

-Sünnü ve Şii olunca şeytan düşman olmuyor;

-dünyanın emniyeti islamın özü Ehl'i Beyt'i

islam olmayan parelel sünnü din ile eşitleyip yardımcıları üzerinden hizbini imtihan ederek "ben sizin yardımcınızım size kimse güç yetiremez" vadi ile küresel düzey'de kaos ve anarşiye uygun konumlandırıyor; ama zaviyet ve korkuları ile esir aldığı hizbini "mahkeme'de hesap zamanı" doğası gereği ortada bırakıp kaçıyor'... yani eşitleyemiyor yardımcılarını Ehl'i Beyt evlatları üzerine sürüp eziyet ettiriyor mahkeme ve hesaplaşma zamanı yardımcılarını ortada bırakıp kaçıyor. Haci Bayazit

-Avukat hanım yeni bolunmuş delil olarak dosyanın açılıp hatanın giderilmesi için sahte imza ve sahte borç bildirimine ilave olarak savunmasız dava görülemez gerekçesi ile ‘psychischen Erkranung‘ yazdı antraga, ama“Paraphrenes Syndrom ungeklarter Genese (ICD-9: 297.2)” orjinal tanımı; masumuyiet hali Hz Musa’dan sonra, ‘Hz Peygamber efendimiz bir altı’, Ruhaniyet hali Hz İsa efendimiz meşrebi’dir; yani, mazlum ve masuma karşı nutkun durması nefes alamama (aynı zamanda saldırıya açık hal) zalim zülme karşı olağan üstü direnç hali.

-Bezirksgericht Hernals 14 sene ‘psychischen Erkranung‘ gerekçesi ile Sachwalter atayıp 50,870,98 Euroluk sivil mahkememi engelledi, bu benzeri yazılanları görünce, yıl 2015, 6 ıncı Rapor ile ‘psychischen Erkranung‘ algısını kaldırdı.

-Adaletin 5 de 2’si Merhamet masumiyetin aranması üzerine’dir. Merhamet vicdani duyarlılık ile Marifet ilmin kaynağı’dır. Ülkenin kurumları ile sosyal ve iktisadi yapıyı mayalandıran atama ve terfide aranan liyakat’da ‘merhamet ve marifet‘ esas alınır;

değilse

liyakatın yerini sadakat alır mesleki dayanışma ile kurumlar içerisinde parelel yapılar oluşur; halkın ümitsizliğe itilmesine zemin hazırlanır sosyal ve iktisadi yapı bozulur. Bu davanın dini-sosyal boyutu hedefine ulaştı

A N T R A G

2.) Öte yandan, sahte imzanın yanı sıra sahte borç bildirimine ek olarak hatanın düzeltilmesi‘… sosyal ve ekonomik itibarımın iadesi.

 

uygun Temyiz.

ve bildirimlerimin revize gözden geçirilmesi için gerekçe.  

Kanıtlar:

Verilmiş ifadelerim,

mükemmel belgeler,

açıkça kanıtlanmış başka kanıtlar.

 

Saygılarımla

Haci Bayazit                

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.16                                                        

An das                                        Gz: ----/-- - --

Eyalet Mahkemesi                     Wien, -------

Temyiz eden: Haci Bayazit, geb. 20.03.1957

                     Gschwandnergasse 45/4

                     1170 Wien

Neden: 1.) Uygulamalar 2.) § 390a 2 SPO'ye göre, başvuru sahibi devam etme talebinden kaynaklanan masraflardan sorumludur.

Karar Temyizi

Gerçekler

1.) 4 yıl 4 ay boyunca gözaltında tutulduğum ‘davanın olağanüstü boyutu’ 25 yıl boyunca mahkemeler üzerinden açıklanmasıyla ifşa ile imha edilip insanları uyarma hedefine ulaştı.

Bu davanın dini-sosyal boyutu amacına ulaşmıştır. Kanıt, Mücadelemin, sebep gelişme sonuç bağlantısının bir sonucu olarak; devlet, önceki 100 yıllık Sünni İslam anlayışının “İslam Olmadığını“ islama mualif paralel İslam olduğunu anlamıştır; ayrıca Hükümet 2018 yılında islamı tahrip eden bu gruplara karşı bir savaş başlattı.

Hükümet kurma yetkisi Kurz’da

CUMHURBAŞKANI Van der Bellen, seçimlerin kazananı ve parlamentoda en büyük gruba sahip ÖVP Genel Başkanı Kurz’a hükümet kurma görevi verdiğini açıkladı. Kurulacak hükümetin Avusturya’yı ve Avrupa’yı güçlendirecek, küresel ölçekte Avrupa Birliğini (AB) ileriye taşıyacak bir iktidar olması gerektiğini vurgulayan Van der Bellen’... “gelecek yönetimin en önemli önceliğinin iklim değişikliği konusu olması gerektiğini belirtti.” Hurriyet 07.10.2019

Alemleri dua ve doğruluk üzerine bina eden Allah(cc) mülkünde ortakcı kabul etmez “insanların sınırlı iradesine bağlı“ yaratmış olduğu bütün olaylar islam üzerinden iki kurala bağlı gelişir.

İnsanların din ve vicdan hürriyeti yasalar ile güvence altına alınmış‘… ancak, dünyaları için islamı yırtıp tahrip edenlere, “islamın tahribine bağlı vicdani duyarlılığın yitirilmesi ile zulmün gelenekselleşip rahmet ve bereketin kalkması sosyal ve iktisadi yapının bozulması sonucu küresel ısınma ile ‘dünyanın kenarlarından yırtılıp‘ iklimin değişmesine zemin hazırladığı için“, yasal musamaha gösterilmez.

Yıl 27.01.1995 Eisenstadt Hapsane‘ye vekalet almak için görüşüme gelen Osman “Türkiye’de duymuşlar herkes bayram ediyor“ sen içerde hazırlanacakmışsın nasıl olacaksa, bizde bütün guruplardan çetrefelli/pislik adamları etrafımıza toparlıyoruz; yakında sana iki kitap gelecek ondan sonra bizde kesin tavır alacağız; dedi.

Gelen Kitap’ın birisi Kutup ama içeriği boş, ikinci kitap (İmam Rabbani takma isimli) Ahmed Sirhind,‘nin yazdığı, Mektupat‘ idi.

Mektupat’da yazılan mektupların birinde yazıyor; şeytanı yardımcı olan komutanın yapamayacğı yoktur‘… bir başka mektup’da yazıyor, İmamı Rabbani‘nin oğluna, hocası pazardan şüpheli yedirirmiş çocuğu yumuşatmak için. Ben o zaman Rabbani‘nin Mektubat Kitap’ını tahrip etmişler sandım; Mektupatı kabullenmedim. Kutup, kitapının içeriği’de boş, idi‘… şeytanı yardımcı edinsem (bu mümkün değil Ehl’i Beyt evlatları kabullenmez) çocukların şüpheli yemesini kabul etsem (oda mümkün değil) şeytan yaklaşıp haram ve şüpheli yedirip itikadı bozup amelleri zayıflatıp ‘alıp‘ Tutuklu bulunduğum davadaki suçu kabullendirip mahkemeler üzerinden yardımcılarının açığa çıkmasını önleyecekti‘…

Mektupatı kabullenmeyip şeytan’da yaklaşamayınca Osman ve karısı etrafına topladığı adamları ile içerde bana dışarda Çocuklarıma eziyet etmeye başlamış‘… vermiş olduğum mücadeleyi dışardan takip edenler’den Avukat tarih, 20. 09. 1995 Mahkemede Hakim Alfred Ellinger’e efendim Bayazit’ın dosyasını diğer insanlardan ayıralım, dedi‘…

Yani, Bayazit onları kabullenmedi onlarda Bayazit‘ın  çocukları ve ailesine eziyet ediyorlar; demek istedi.

-Bu hali gören ve dinleyen Hakim Alfret Ellinger tercüman Nermin Dürdane’ye sordu; bak kafasına önünde ışık görüyormusun, dedi; Tercüman evet dedi‘… bu arada şeytan yaklaştı üfürdü; Hakim kalbini dönderdi yüzünü buruşturdu dilinin ucu ile tüf, diye tükürdü‘… O zaman burda kalıyor, dedi;

yani, Peygamberler zamanındaki olaylar devamlı aynı amaç için değişik usuller ile tekrarlanır;

Bayazit bunları kabullenmedi, bir daha bir “Sıffın (savaş) olayı“ tekrarlanmayacak “Kur’an ile aldatamayacaklar“ “bu defa soysuz münafıklar mahkemeler üzerinden imha edilecek“, bu sefer yardımcılarını kurtaramayacaksın -dercesine- yüzünü buruşturup kalbini dönderip tüf, diye şeytana tükürdü‘… Mahkemeler için, Davut aleyhisselamın sapan taşı gibi taşlara zemin hazırladı. Hacı Bayazıt

İtiraz

2.) Öte yandan; hak ve hukukumun iadesi için gerekli hukuki düzenlemenin yapılması.

İtirazın zamanında yapılması

a.) tarih 17 Ocak 2020 sonucun devam ettirilmesi talebi ile olası masrafların sorumluluğu.

b.) bu nedenle tarih 22 Ocak 2020'de ondört günlük itiraz suresi içerisinde yapılmıştır.

Yeni kanıtlar ile itiraz gerekçeleri

22 Eylül 1995'te Eisenstadt bölge mahkemesi, tanıştığım 4 kişi ile 24 Kasım 1994'te Nickelsdorf'ta bağımlılık yapan madde kaçakcılığı yaptığım şüphesi ile 4 yıl ek Öş 8.287.602,- 6 ay, ek Öş 4.200.000,- 4 ay hapis cezası verildi. Bu cezalar, 19 Kasım 1996 tarihli Yargıtay kararı ile kesinleşti.

Karar kesinleştikten sonra, aynı ceza bildirimi Salzburg'daki Ana Gümrük İdaresinden geldi:

22 Eylül 1995'te Eisenstadt Bölge Mahkemesi, tanıştığım 4 kişi ile 24 Kasım 1994'te Nickelsdorf'ta bağımlılık yapan madde kaçakcılığı yaptığım şüphesi ile 4 yıl ek Öş 8.287.602,- 6 ay, ek Öş 4.200.000,- 4 ay hapis cezası verildi.

            I. Gerçekler:

Kararın iptali için yeni kanıtlarla gerekçelendirme:

22 Ağustos 1997'de Hauptzollamt Salzburg'un 12 Ağustos 1997'de 600/023455/9/95 numaralı kararına Temyiz ettim. Temyiz kabul edildi (yani, gümrükte suç maddesi bulunmadı) Öş 8.287.602,- ve 6 ay hapis cezası kaldırıldı.                                      

Bu kararla, 22 Eylül 1995'te Eisenstadt Bölge Mahkemesi, tanıştığım 4 kişi ile “24 Kasım 1994'te Nickelsdorf'ta bağımlılık yapan madde kaçakcılığı yaptığım şüphesi ile 4 yıl ek ÖŞ 8.287.602,-  6 ay, ek ÖŞ 4.200.000,- 4 ay hapis ceza“, varsayım gerekçesi boşa düştü.  Bölge Mahkemesi Eisenstadt üzerimden almış olduğu Öş 23.500, geri verdi.

a)Adaletin 2/5 si elle tutulan gözle görülen delil üzerine bina edilir! Benim suçlu olmam için delil yoktur.

Mahkumiyet, bir çetenin üyesi olarak Bayazit'in 24 Kasım 1994'te Nickelsdorf'ta birkaç suç ortağıyla işbirliği yapmayı kabul etmeye dayanıyordu……;

Ben bu adamları tanımam; suç unsuru delil arayan Polisler beni evimden 28.11.1994 de soruşturma gerekçesi ile göz altına aldı.

II. Gerçekler:

İstenmeden olan gelişme;

Romanyada ikamet eden yiyenim Kenan’dan Augus 1994 ilk haftalar telefon geldi, “Romanya‘da bulanan Mehmet Demirbilek isminde arkaşanın, Wien’e gelmiş olan bir İtalyan‘dan alacağı varmış“, İtalyan ile görüşmemi istedi. Yiyenimin ısrarlı aramaları sonucu ona güvenip ilk defa Kahve‘de italyan ile görüştüm. Bana Kartını verdi 9 Winen‘de Otel‘de kaldığını söyledi, ikinci defa görüşmek üzere ayrıldı. İkinci defa, Otel servis yolumun üzerinde idi, serviş dönüşü Otele uğradım; Resepsiyon bayana İtalyanın kartını gösterdim, Resepiyon bayan kartda bulunan ismin Otelde kalmadığını, söyledi.

Bu arada Kat Merdivenin arkasından İtalyan geldi; İtalyan’dan huylandım ordan ayrılmak için hareket etmek istedim; italyan 1 Wien‘de Restorant‘da bir şey içmek için çok ısrar etti.

Gitmek istemedim, ama ‘korktuğumu sanmasın‘ düşüncesi ile takip ettim, yolda arabamı kenara çekip içini kontrol ettim.

Restorant açık alanda idi arabamı park edince İtalyan gelip elimi tutup bırakmadı birlikte girip oturduk; hemen bir adam daha elinde çalnta ile geldi çantayı masanın altına koydu. İtalya’nın davranışına fiziken tepki vermek istedim “bir an içinde bulunduğum durumu düşündüm“ durumum vereceğim tepkiye müsait değildi;

Fırınıma (Süleymancı Hoca) Selahattin Çelebi, Kenan Gaye, Bayram Altaş, Necati ve Ali Eraslanı Oktober 1993‘de Öş 1 Milyona ortak almıştım, ÖŞ 300.000 ödenmiş 1994 sene sonuna kadar Öş 700.000 ödemeleri gerekiyordu;

ayrıca, Ankara Keçiören Mah, Kavacık Subay evler, ada 31964 parsel 5 hisseli 62 Metrekare, Ankara Keçiören Mah, Kavacık Subay evler, ada 32138 parsel 1 hisseli 102 Metrekare, Ankara Mamak Egemahallesi, ada 51476 parsel 3 hisseli 276 Metrekare, Ankara Mamak Gülveren, ada 52452 parsel 9 hisseli 413 Metrekare arsa almıştım; ilgilenmem gerekiyordu,

ayrıca, Hanım 5’inci Çocuğuma hamile doğum yakın ve fırın‘da ürettiğimiz ekmeklerin servisine‘de çıkıyordum... Hemen ordan ayrıldım, onları hiç aramadım.

Bu olaydan sonra İtalyan devamlı görüşmek için beni aramış, fırında bulunan arkadaşlar şaka yapmaya başladı bir italyan devamlı arıyor ne işin var, diye.

Son olması için 2 Wien’de Pizerayda görüştüm; iki kişi gelmişlerdi ben bir şey konuşmadım, genç italyan tuvalete çıktı diğer italyan sıgara yakmak istedi, ben sıgarasını yakarken “parmağım italyanın eline değdi“ bir anda italyan yıldırım çarpmış gibi oturduğu yerden yukarı sıçradı; diğeri gelince aralarında konuştular hemen kalkıp eski italyan arabası ile hareket ettiler; bende yeni almış olduğum 280 Mersedes ile arkalarından yakın takip ettim; 2 Wien den 9 Wien’e geçilen köprü üzerinden aniden sola Ring tarafına dönünce, onları takip edemedim; bu olanları unuttum kimseye bahsetmedim.

2-3 hafta kadar sonra akşam Mehmet Demirbilek Wiene gelmiş adresi ve telefonu Kenan‘dan öğrendiği için “gelmiş olduğundan dolayı“ fırının kapısında karşılayıp Kahveye götürdüm ilgi göstermedim, oda kalkıp gitti. Daha sonra fırına gelmiş Remzi ve Sinan ile görüşmüş, benim haberim yoktu. Fırınım kamuya açık yaklaşık 10 kişi çalışıyor ve işçilerin bir kısmınında kaldığı Fırın üzerinde ayrı oda vardı.

b) Adaletin 5 de 2’si Merhamet masumiyetin aranması üzerine’dir. Merhamet vicdani duyarlılık ile Marifet ilmin kaynağı’dır. Ülkenin kurumları ile sosyal ve iktisadi yapıyı mayalandıran atama ve terfide aranan liyakat’da ‘merhamet ve marifet‘ esas alınır;

değilse

liyakatın yerini sadakat alır mesleki dayanışma ile kurumlar içerisinde parelel yapılar oluşur; halkın ümitsizliğe itilmesine zemin hazırlanır sosyal ve iktisadi yapı bozulur.

111. Gerçekler: 

(Yıl 27.01.1995 Eisenstadt Hapsane‘ye vekalet almak için görüşüme gelen Osman “Türkiye’de duymuşlar herkes bayram ediyor“ sen içerde hazırlanacakmışsın nasıl olacaksa, bizde bütün guruplardan çetrefelli/pislik adamları etrafımıza toparlıyoruz; yakında sana iki kitap gelecek ondan sonra bizde kesin tavır alacağız; dedi.)

“Viyana Devlet Ceza Mahkemesi'nin 25 Ocak 1995 tarihli kararı, “ ekenomik ihbar‘dan dolayı 5 ay açık ceza verildi,

Hakim, Bayazit şu anda soruşturma surecinde tutuklusun 5 ay açık ceza veriyoruz soruşturma surecinde yatmış olduğun günlerin bu ceazadan kesilmesi için; dedi, arkada oturan Osman (M.Cemil Şahin) aman itiraz etme Çocukların vize problemi oluyor; dedi, tercuman Hasan Aytekin’de kafası ile doğru diye işareti, yaptı.

İhbarda bulunan nedenin doğru olması hukuken teknik olarak mümkün değil; ama Çocuklar ve Hapiste bulunmamın vermiş olduğu Hal ile Hakimin kararına ‘o anda‘ itiraz edecek durumda değildim... Masum ve mazlumun karşı ‘soy ile hissi‘ olan (nutkun tutulması nefes alamama) bu halimin yasal hukuki savunma sureci gerektireceğini Prof Doktor tesbip edip Rapor ile kayıt altına aldı; “Paraphrenes Syndrom ungeklärter Genese (ICD-9: 297.2)”; açıklanamayan durum; masum ve mazluma karşı nefes alamama nutkun tutulması (aynı zamanda saldırılara açık durum), zalim ve zulme karşı olağanüstü direnç hali.

vom 27 Jänner 1995 Osman (M.Cemil Şahin) Landesgericht Eisenstadt‘a görüşüme gelmiş; Ben’den Vekalet istedi Fırın Ortaklarım’da olan Öş 700.000.- alacağımı alması ve çıkana kadar Fırın işlerimin takip edilmesi için; beraberinde Noterde getirmiş başka çarem olmadığı için başka bir odada bekleyen Notere (tercuman olmadan) Vekalet verdim... ama Vekaleti aldıktan sonra beni suçlu olarak zan altında bırakacak Mektuplar geldi; benim Hanım ismi ile, ‘sonradan öğrendin’ gelen Mektuplar Osman’ın karısı Melek yazmış.

c) Adaletin 5’de 1‘i Yargı Heyetinin Kararı Üzerine’dir.   

Deliller:

verilmiş ifadeler,

mükemmel belgeler,

açıkça kanıtlanmış başka kanıtlar.       

 

Saygılarımla

Haci Bayazit    

29.İslam dairesi içerisinde! Maneviyat, tasavvuf, tarikat ve İnsan.17